Perfil de DGNDGNFotosBlogListas Herramientas Ayuda

Blog


30 diciembre

.

Eflatun'a iki soru sormuslar.
Birincisi ; "Insanoglunun sizi en çok sasirtan davranislari nedir ? "
Eflatun tek tek siralamis :
- Çocukluktan sikilirlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarini özlerler...
- Para kazanmak için sagliklarini yitirirler. Ama sagliklarini geri almak için de para öderler...
- Yarindan endise ederken bugünü unuturlar.Dolayisiyla ne bugünü ne de yarini yasarlar...
- Hiç ölmeyecek gibi yasarlar. Ancak hiç yasamamis gibi ölürler...
 
Sira gelmis ikinci soruya ; "Peki sen ne öneriyorsun?"
Bilge yine siralamis ;
- Kimseye kendinizi "sevdirmeye" kalkmayin! Yapilmasi gereken tek sey, sadece kendinizi "sevilmeye" birakmaktir...
- Önemli olan; hayatta "en çok seye sahip olmak" degil, "en az seye ihtiyaç duymaktir"..

Gerçek Sevgi

KÜÇÜK KIZ, kendini bildiği günden beri annesinden büyük bir şefkat görmüş ve ondan duyduğu sözlerle, pamuk prensesten daha güzel olduğuna inanmıştı.
Ona göre, nur yüzlü ve badem gözlüydü. Bir tanecik yavrusuydu her zaman. Ama ilk okula başlayınca işler değişti. Arkadaşları, onun
hiçde güzel olmadığını, hatta çirkin bile sayıldığını söylemekteydi.
Küçük kız, ilk önceleri onlara inanmadı. Çünkü herkes birbirini kıskanıyordu. Ama bir kaç yıl içinde gerçeklerle yüzleşti.
Annesinin bir pamuğa benzettiği yüzü, çiçek bozuğu bir cilde sahipti.
"Badem" dediği gözleri ise şaşıydı. Vücudu da bir serviyi andırmıyordu. Demek ki annesi onu aldatmış ve yıllar yılı çekinmeden yalan söylemişti.......
Genç kızın anne sevgisi, kısa bir süre sonra nefrete dönüştü. Evlenme çağına gelmiş olmasına rağmen yüzüne bakan yoktu. Üstelik de gözleri, bütün tedavilere rağmen düzelmiyordu.
Genç kız, doktorların gizlice yaptığı konuşmalardan kör olacağını anladığında çılgına döndü ve kendisini hâlâ çocukluk yıllarındaki ifadelerle seven annesinin bu yalanlarına dayanamayıp evi terk etmeye karar verdi.
Fakat annesi, uzak bir yerde iş bulduğunu söyleyerek ondan önce davrandı. Ve kazandığı paraları bir akrabasına gönderip, kızına bakmasını rica etti.
Genç kız bir süre sonra görmez oldu. Karanlık dünyasıyla baş başaydı.
Bu arada annesini hiç merak etmiyordu. Yalancıydı annesi, ölse bile bir kayıp sayılmazdı.
Bir gün doktorlar, uygun bir çift göz bulduklarını söyleyerek kızı ameliyat
ettiler. Ancak o, gözünü açtığında yine aynı yüzü görmekten korkuyordu.
Fakat kör olmak zordu. En azından kimseye yük olmazdı. Genç kız, ameliyat sonunda aynaya baktığında, müthiş bir çığlık attı.
Karşısında bir dünya güzeli vardı. Gerçekten de harika bir kızdı gördüğü.
Yüzündeki bozukluklar tamamen kaybolmuştu. Çok kemerli olan burnu düzelmiş, kepçe kulakları normale dönmüş ve yaban otlarını andıran saçları, dalga dalga olmuştu.
Genç kız, yanındaki yaşlı doktora sevinçle sarılarak
- Sanki yeniden dünyaya geldim!. dedi. Yüzümde hiçbir çirkinlik kalmamış.
Estetik ameliyatı siz mi yaptınız?
Yaşlı doktor
- Böyle bir ameliyat yapmadık kızım!. diye gülümsedi.
Annenin bağışladığı gözleri taktık. Sen, O' nun gözünden gördün kendini!..

Hayat...

Anlamsız bir gayret bir çaba içindeyim birşeyler için uğraşıyorum yıllardır böyle ama ne için uğraştığıma gelince hep kocaman bir boşluk içinde buldum kendimi,tam tuttum derken elinden, kaçırdım hayatı aslında ona uzanmaktan yetişmekten en azından yetişeceğimi ummaktan bıkmadım hiç, kovaladım ama o kaçmaktan bıkmadı kimi zaman ucundan kaçırdım bazen göremedim bile arkasını...Yoruldum o kadar yoruldum ki yapamayacağım gibime geliyor bazen ama bi şekilde doğruluyorum ellerimin kanamasına aldırmadan o kadar derinden saplandığımı hissediyorum ki bazen hani çıkmak için çırpınsam daha fazla batacakmışım gibime geliyor.Sözde cesuruz,güçlüyüz,savaşırız hayatla sonuna kadar değil mi?Ama başımızı alıp gitmek istemiyor muyuz?Sorumlulukların canı cehenneme.Bitirilmesi gereken bir üniversite,alınması gereken bir diploma için mi savaşıyoruz hayatla.Bugüne kadar hep böyle kandırılmadık mı taa liseden beri gençliğimizi bile doğru düzgün yaşayamadık hep çalışmaya ittiler bizi sorumluluklarınız var sizin dediler küçücük kalplerimize,beyinlerimize hükmettiler.Pekala şimdi değişen nedir?Hiç birşey yine sorumluluklarımız var yine en güzel yaşlarımızı çalıyolar bizden tekrar mı yaşayacağız 21'i 22'yi tekrar böylesine sevebilecek böylesine gülüp,duyguları böylesine yoğun yaşayabileceğimiz bir yaş olacak mı?Bence hayır ve de öylesine berbat bir sistemin içinde yok oluyoruz ki.Bunun bedelini yavaş yavaş ağır ağır kendimizden ödüyoruz.Şu üniversite hayatının sonunda nasıl birer birey olacağımız çok meçhul.Üzülüyorum neye en çok da başımı alıp gitsem,gitsem bir liman şehrine şarabım,ruhum derken delicesine; ellerim,kollarım bağlı hiç bir yere gidemeyişim kahrediyor beni...O kadar uzak ki diyorum sen otur dersini çalış,finallerin var daha.Hiç bir şeyin bedeli ödenmiyormuş,bitmiyor çünkü doğarken o kadar büyük bir borçla gelmişiz ki sanki ruhunu emiyor insanın korkuyorum bu yüzden.Ama kaybettiğimi de düşünmüyor değilim duygularım mı köreldi diyorum bazen kendi kendime.Bildiğim tek şey var artık hayatı umursamadığım...
25 diciembre

Umutsuzluk ya da Palavra

Gökte bir yıldız kaydığını gördüğünde
Kendin için dileyebileceğin hiçbir şey yoksa
Ya mutlu olmak için her şeye sahipsindir hayatta
Ya da tamamen ümitsiz... ...
Bir ayağın dışarı sarkmış yatarken hamakta
Düşünürken dünya meselelerini, ya da hiç tanımadığın birisini,
Parmağının ucunu bile kıpırdatmak gelmiyorsa içinden
Ya ümitsiz bir özlemdir yaptıkların
Ya da palavra...

 

Çalıntı...

23 diciembre

3 dilek hakkiniz olsa ne dilerdiniz?

"Günümüzde üç dilek hakkimiz olmasi çok önemlidir. Maalesef sevinerek bu hakkimizi kullaniriz her zaman. Benim 3 dilek hakkim olsa 3 dilek hakki daha isterdim. Elde var 6 dilek hakki, 5 ile 3 er dilek daha dilesem 15 dilek hakkim daha olur. 15 dilek ile her istedigimi dilerim. Günah degilse allah olmayi dilerim. Allah olduktan sonra dilek hakkim sonsuz kere sonsuz olur. Çok akilli olurum. Maalesef her istedigimi yapabilirim. Kendime kasvetli bir yaris arabasi yaptiririm. Onunla antalya'ya gider dedemlerin elini öperim. Dedem bana torunum allah olmus der. Sevinir. Harçlik verir. Abime vermez, çünkü o arabaya kusan bir gerzek. Sonra dedem mezarlikta zombileri öldürmeye gönderir beni. Hepsini yok ederim isin kiliciyla. babami da döverim."
18 diciembre

Önce Yalnızdık

Asil eksiklik, eksik oldugumuzu
dusunmekti
>Asil eksiklik,
careyi baskasinda aramakti.
>Hayatin matematigi farkli; iki
yarimi toplayinca bir etmiyor.
>insan tek basina mutsuzsa baska
biriyle de mutlu olamiyor.
>once
yalnizdik.
>9 ay boyunca
karanlik bir yerde disari cikmayi bekledik ve
dunyaya
aglayarak geldik. Pisman gibiydik. Ya da mecburen
gelmis gibi.
>Biraz
buyudukten sonra, kendimizi bildigimiz anda, icimizi
kemiren,
kalbimizi kurcalayan o tuhaf duyguyu hissettik:
Bir yerde bir eksik var.
>Korktuk. "Bunun sebebi ne?"
 diye
sorduk kendimize. Cevabi yapistirdik:
"Demek ki sahip
olmadigimiz bir seyler var. O yuzden
eksiklik
>hissediyoruz."
>Peki, neye sahip olmamiz
gerekiyor?
>cocukken,
"yasimiz kucuk" diye dusunduk. Her  istedigimizi
yapamiyoruz.
Kurallar, yasaklar var. Buyuyunce her sey yoluna
girecek.
>Buyudukce Bir
sey degismedi. Yine huzursuzduk. icimizden bir ses
ayni
sozcukleri fisildiyordu: "Bir eksik
var."
>Kafamiz
karisti. Nasil kurtulacagiz bu igrenc duygudan? Nasil gececek
bu?
>Aklimiza yeni
cevaplar geldi: Okulu bitirince gececek. Ise
girince
gececek. Para kazaninca gececek. Tatile gidince
gececek.
>Okulu
bitirdik. Diploma aldik. ise girdik. Kartvizit aldik.
Calistik.
Para kazandik. Tasindik. Araba aldik. Calistik.
Eve yeni esyalar aldik.
Tatile gittik. Dans ettik. Terfi
ettik. Kartviziti degistirdik. Daha cok
calistik. Daha cok
para kazandik.Calistik.Calistik.
>Gecmedi. "Bir yerde bir eksik
var" hissi, hala orada duruyordu.
>Bu sefer de "Sevgilimiz olunca
gececek" dedik. "Yalnizligimiz sona
erince bu illetten
kurtulacagiz." Beklemeye basladik.
>Derken, biri cikti karsimiza.
asik olduk. Ve aninda baska biri olduk.
Daha guclu, daha
guzel, daha akilli biri. Hesap cuzdanlari,
kartvizitler,
hatta ilaclar bile boyle hissetmemizi
saglamamisti.
>Sevgilimizin gozlerinde, daha
once bize verilmemis kadar buyuk sevgi
ve hayranlik
gorduk. Sevgilimizin gozlerinde Tanri' yi gorduk.
Isigi
gorduk. "Tunelin ucundaki isik bu olmali" diye
dusunduk "kurtulduk."
>Sonra bir gun, daha dun bize deli
gibi asik olan insan cekip
gidiverdi. Ya da artik eskisi
gibi sevmedigini soyledi. Ya da baska birine
asik oldugunu
soyledi. Ya da daha kotusu, baska birine asik oldu
ama
soylemedi. Telefonu acmamasindan, elimizi
tutmamasindan, sevismemesine
bahane bulmak zorunda kalmamak
icin biz uyuduktan sonra yataga gelmesinden
anladik, bir
terslik oldugunu. Belki de sevmekten vazgecen veya terk
eden
sevgilimiz degildi, bizdik. Fark
etmez.
>Sonucta ask
bitti. 
>Simdi her yer
bombos. Simdi tekrar yalniziz. Basladigimiz yere
donduk.
>Yillarca
ugrastik, eksigin ne oldugunu bulamadik. Halbuki her
seyi
denedik, her yere
baktik.
>oyle
mi?
>Bakmadigimiz
bir yer kaldi. Icimize bakmadik.
>Eksik parcayi disarda aradik ama
icimizde sakli olabilecegini akil
etmedik.
Birilerini sevdik, birileri bizi sevsin diye ugrastik
ama
kendimizi sevmedik.
>Sasiracak bir sey yok, tabi ki
sevmedik. Kendimizi sevsek bu kadar
kosturur muyduk?
Canimiz yanmasin diye duvarlarin ardina saklanir
miydik?
Kendimizi bos sanip doldurmaya ugrasir miydik?
Terk edilmekten korkar
miydik?
>Asil eksiklik, eksik oldugumuzu
dusunmekti. Asil eksiklik, careyi
baskasinda
aramakti. Hayatin matematigi farkli; iki yarimi toplayinca
bir
etmiyor. Insan tek basina mutsuzsa baska biriyle
de mutlu olamiyor.
>
>"Herkes beni sevsin" diye
ugrasinca kimse gercekten sevmiyor, herkes
sevgisine sart
koyuyor, sinir koyuyor. Oysa "kendime duydugum sevgi
bana
yeter" diye dusununce, kendimizi oldugumuz gibi
kabullenince yarim
tamamlaniyor. Her sey bir
oluyor.
>iste o zaman
perde aralaniyor. Aci diniyor.
>iste o zaman baska 'bir' iyle bir
araya gelerek, hesabin  kitabin,
korkunun kayginin
hukum surdugu sahte bir sevgi yerine, gercek bir
sevgi
>yaratilabiliyor.
 
>Sonsuz
Sevgilerimle..... 
 
Can DÜNDAR
11 diciembre

.

  Bu hayata ilk kez geliyoruz ve yaşam konusunda hepimiz acemiyiz hatalar yapıyoruz işte bu ise en büyük hayat bilgisi bizim için ama hata yapmadan öğrenebilirmiyiz? ...
Hayat bilgisi deyince ilköğretimdeki ders geliyor insanın aklına ama... üniversite bitiyor yinede öğrencilerimize kendi ayakları üzerinde nasıl kalacağını anlatmıyoruz... Herşeyden önce bazı şeyler yaşanarak öğrenilir kişinin yaşaması gerekir ama biz yaşadıklarımızdan çıkardığımız dersi arkadaşlarla paylaşırsak onların en az zararla çıkmasını sağlarız ...
Ben bir kaç öneri yazayım ...
---Herşeyden önce kendi işini kendin halletmelisin (kurdun ensesi ondan kalın derler ) halledemiyorsan kendini rezil etme kalsın ...
---Bunalımdaysanız asla önemli kararlar almayın ... Önce mutlaka kendinizi bir toparlayın... Bunalımdan çıkmak uzun zaman alsa bile...
---Sırrınızı en iyi kim saklayabilir ;tabiki siz ,siz saklayamıyosanız kimseye bu yükü vermeyin zaten yüksünmez kimse... seve seve dinler...
---Severek işinize koşan birini görürseniz mutlaka düşünün ... Zira kurt kuzuya tilki tavuğa saldırır zevk alarak...
---KAVUŞMAK İSTİYORSANIZ ÇOK SEVMEYİN ... HERZAMAN HAYATINIZIN BAŞ ROLÜNDE SİZ OLUN... ZİRA YARATAN HAYATINIZIN BAŞROLÜNE BAŞKSINI ATAMANIZA ASLA İZİN VERMEZ ... ÖYLE OLSAYDI O KİŞİDEN İKİTANE YARATIRDI SİZ OLMAZDINIZ... YARATICININ YARATTIĞI SİZ KIYMETİNİZİ YARATANA SAYGILI OLMAK ADINA BİLİN... YOKSA ÖMÜR BOYU BİRİNİN ADINI SAYIKLAMAKLA CEZALANDIRILIRSINIZ ...
Yaşayarak öğrendiklerim yaşamadan öğrenmeniz dileğiyle ...
10 diciembre

KALP CERRAHI ve MOTOR USTASI


Dünyanın en ünlü kalp doktorlarından birinin arabası bozulmuş arabasını tamire götürmüş
tamirci arabanın kaputunu açmış ve doktora dönerek :size birşey soracağım demiş
nerdeyse ben ve siz aynı işleri yapıyoruz mesela ben şimdi itina ile kaputu açacağım bir bakışta
problemin nerede olduğunu anlayacağım,kapakçıkları temizleyeceğim
gerekirse kabloları,motor yağını değiştireceğim hatta çok gerekli ise motoru çıkartıp yerine
yenisini takacağım.söylesenize nasıl oluyorda siz milyon dolarlar kazınırken ben meteliğe kurşun
atıyorum.Bunun üzerine doktor tamircinin kulağına eğilmiş ve şöyle demiş
: "BUNLARIN HEPSİNİ MOTOR ÇALIŞIRKEN YAPMAYI DENESENİZE!.."
09 diciembre

.

iş yaşamında önemli yerlere gelmiş bir grup eski mezun arkadaş grubu üniversitedeki hocalarından birini ziyarete gitmiş. Çeşitli konular konuşulduktan sonra sohbet, işin yarattığı strese ve hayatın zorluklarına gelmiş. Yaşlı üniversite hocası ziyaretçilerine kahve ikram etmek üzere mutfağa gitmiş ve değişik boy, renk ve kalitede bir çok fincanın bulunduğu bir tepsiyle geri dönmüş. Kimi porselen, kimi seramik, kimi cam, kimi plastik olan fincanları ve kahve termosunu masaya koyup kahvelerini oradan almalarını söylemiş. Tüm eski öğrenciler kahvelerini alıp koltuklarına döndüğünde hocaları onlara şunu söylemiş:

 "Farkına vardınız mı bilmem, zarif görünümlü, güzel, pahalı fincanların hepsi alındı, masada yalnızca ucuz ve basit görünümlü fincanlar kaldı. Elbette ki kendiniz için en güzelini istemek ve onu almak çok normal ama işte bu demin bahsettiğiniz problemlerinizin ve stresin nedeni. Hepinizin istediği fincan değil, kahve iken, bilinçli olarak her biriniz birbirinizin aldığı fincanları gözleyerek daha iyi olan fincanları almaya uğraştınız. Yaşam kahveyse, iş, para ve mevki fincandır. Bunlar yalnızca Yaşamı tutmaya yarayan araçlardır, ama Yaşamın kalitesi bunlara göre değişmez.

Bazen yalnızca fincana odaklanarak, içindeki kahvenin zevkini çıkarmayı unutabiliyoruz”.